24 Mayıs 2012 Perşembe

Köprüden Önce Son Çıkış: Kendi Mağaramızda Huzuru Bulmak

Köprüden Önce Son Çıkış: Kendi Mağaramızda Huzuru Bulmak:   Fotoğraf: Murat Düzyol  Bilinçaltı insanoğlunun çöp sepeti midir? Yoksa zamanı geldiğinde yararlanacağı malzeme...

Kendi Mağaramızda Huzuru Bulmak



Fotoğraf: Murat Düzyol

Bilinçaltı insanoğlunun çöp sepeti midir? Yoksa zamanı geldiğinde yararlanacağı malzemeleri depoladığı güvenli alanlar mıdır? Sanırım bu biraz da insanın kendisini ne kadar tanıdığı ve yaşadıklarını nasıl yorumladığıyla ilgili olsa gerek. Yaşam tarzımız, bağımlılıklarımız, inançlarımız ya da inançsızlıklarımız, geleneklerimiz ve bizim için “mit” olan durumlarımız bilinçaltı denen mağaramızın çeşitliliğini oluşturuyor. Burada bir bilim adamı kimliğinden uzak bir birey, bir sanatçı olarak bilinçaltıyla ilgili düşüncelerimi paylaşırken ne kadar subjektif ifadeler kullandığımın farkındasınızdır. Tamamen hislerimin yansıması olan bu düşünceler konusunda herhangi bir tezim veya buluşum olmadığı gibi  genellemeden de özellikle kaçınıyorum.

Çözmeye  veya anlamaya çalıştığım insanoğlunun ne kadar karmaşık bir sistem olmasından ziyade toplum içindeki posizyomuyla bilinçaltının ilişkisi belki de.Yaşam tarzlarımız, sosyal pozisyonumuz, kariyerimiz ve belki de yaşadığımız şehir bilinçaltımızın stoklarını etkileyen unsurlar mıdır? Köyde yaşayan bir insanla bir metropolde yaşayan bireyin aynı yoğunlukta olayları algılaması mümkün müdür? Ya da basit bir yaşam süren kişinin bilinçaltı daha mı tenhadır? Hiç sanmıyorum. Ya da elbette...

İnsanın kendi mağarasında huzur içinde yaşaması mümkün müdür? O kadar cesur muyuz? Herşeyle yüzleşmeye ve bunlara göğüs germeye gücümüz var mı? Bir insan katıksız sessizliğe veya sonsuz bir karanlığa ne kadar tahammül edebilir? Bu sorular aslında çok sık kendi kendimize sorduğumuz sorular gibi geliyor bana. Ama kimi zaman bu sorgulamayı farkına varmadan yapıyoruz ya da cevaplarımızı hep erteliyoruz. Bireysel yalnızlığın toplumsal kitleler oluşturduğu, yalnızlığın artık yalnız olamadığı, kitlesel yalnızlıklarımızı normalleştirdiğimiz günümüzde, yalnızlığımızı maskelemekle meşgulüz.

Kabul görmeyen tüm düşüncelerimizin ve davranışlarımızın kaynağını aykırılığımızla çözmeye çalışırken, yeraltının karanlık sokaklarında ıslık çalarak korkularımızı yatıştırmaya çalışıyoruz belki de. Bilinçaltı denen mağaramızdaki "şey"lere göz atıp tasnif edebilenler bunu yaratıcı bir sürece dahil ederek sanat esereri veya edebi metinler olarak dışavurmaya çalışırken, daha az kendini dinleyen ve yorumlayabilenler de bu durumu şiddet eylemleri olarak yansıtabiliyorlar.

Huzuru bulmak ve arınmak mümkün müdür? Elbette. Ancak işe önce kendi içimize, kendi mağaramıza bir ışık tutarak başlamamız gerekiyor. Ne kadar alçak ne kadar kötü ne kadar utanç verici "şey"lerimiz varsa onlarla bir bir karşılaşmamız ve belki de dostça el sıkışmamız gerekecek. Kendi mağarasında huzuru bulamayan, yeraltının kalabalık sokaklarında da "ıssız" kalacağını bilir. Bilir ve daha da korkar yalnızlıktan.Yeraltının hor görülmüş, dışlanmış tüm aykırı insanları size sesleniyorum, mağaralarınıza geri dönün ve bir ışık yakın karanlığa.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Köprüden Önce Son Çıkış

Aslında yazma alışkanlığım yoktur. Yani düzenli olarak bir konu ya da kendi hakkımda yazma halinden bahsediyorum. Günlük tutmam örneğin, anılarımı da paylaşmam. Çoğunlukla görsel materyallerle ifade ederdim kendimi. Ederdim dedim, çünkü sanırım artık bazı düşüncelerimi ya da hayallerimi çevremle paylaşma zamanı geldi. Bu güne kadar yaşadıklarımın ve gördüklerimin bir değerlendirmesi ya da damıtılmış özü olarak da düşünebileceğiniz bu yazıları da "Köprüden önce son çıkış" adı altında toplamayı uygun gördüm. Her saniye bilerek ya da bilmeyerek birşeylere karar verirken buna bizi sürükleyen durumları düşünmeyiz pek. Sadece olması gerektiği için yaptığımız hamleler gibi kabul ederiz. Oysa karar vermek bir köprüden geçmek gibiyse ve biz aslında karar vermek istemiyorsak, her zaman başka bir yol daha vardır. Yeter ki cesur olalım.

Umarım zaman zaman burada vücut bulacak düşüncelerim, benzer yollarda yürüyen insanlara farklı bir ufuk sunar.

Tekrar görüşmek üzere.