5 Haziran 2012 Salı


İstanbul Boğazı dün gece...


FOTOĞRAF: MURAT DÜZYOL / İSTANBUL'A YAĞMUR GELİYOR
http://www.photosofstory.com/

FOTOĞRAF: MURAT DÜZYOL / İSTANBUL'A YAĞMUR GELİYOR
http://www.photosofstory.com/

FOTOĞRAF: MURAT DÜZYOL / İSTANBUL'A YAĞMUR GELİYOR
http://www.photosofstory.com/

FOTOĞRAF: MURAT DÜZYOL / İSTANBUL'A YAĞMUR GELİYOR
http://www.photosofstory.com/

FOTOĞRAF: MURAT DÜZYOL / İSTANBUL'A YAĞMUR GELİYOR
http://www.photosofstory.com/

1 Haziran 2012 Cuma

İyi Geceler Memleketim

FOTOĞRAF: MURAT DÜZYOL
http://www.photosofstory.com/
Nuri Bilge Ceylan 61.Cannes film festivalinde "En iyi yönetmen" ödülünü alırken yaptığı teşekkür konuşmasında "Tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme..." diye başlayan bir konuşma metini okumuştu. Çoğumuz için eminim ki o anda ancak ünlü bir yönetmenin yapacağı, alışık olmadığımız orijinallikte bir konuşma gibi gelmişti. Ama son yaşadığım siyasal günden kurmacasından sonra bu cümlenin anlamı bir "ampul" gibi kafamızda aniden yandığını gördük.

Kocaman bir yalnızlığa itiliyoruz toplum olarak.Önce aydınlarımız yazarlarımız ve gazetecilerim zindana atıldı, sonra kurunun yanında yanan yaşlar misali ülkeyi savunanlar. Ülke için çarpışan askerlerin aslında vatan haini, onların komutanlarının da "Terör örgütü lideri" olduklarını öğrendik. Ne yaptık? Küçük çatlak sesler dışında kocaman hiç.Yorganı biraz daha üstümüze çektik sadece.

Sonra sıra sanatçılara ve onların ürettikleri "ucube"lere geldi sıra. Sanatçılarımızın birer yaratığa, eserlerinin ucubeye dönüştüğünü söylediler. Sonra sıra tiyatroculara geldi.Onların da ne kadar asalak ve tembel insanlar olduklarını anladık çok şükür.Tiyatroları da satmaya karar verdiler son tahlilde.Ya taraf olunacaktı ya da bertaraf. Öyle de oldu. Dimdik duran gazetecilerin ne özel hayatı kaldı iftira edilmedik ne de kişilikleri kaldı saldırılmadık.Hiç olmadığı kadar yalaka türedi gazeteci diye. Gazeteciden herşeyin olduğunu bu dönemde gördük. Görmediğimiz ajan gazeteciydi, çok şükür onu da gördük. Etik ile tetik yer değiştirdi. Dalkavukluğun biri bin para, hepsi salyalarıyla dolaşırken padişahın peşinden, birden sıra doktorlara ve sağlıkçılara geldi. Meğer ne kadar hırsız ve fırsat düşkünü varsa doktor olmuş memlekette.Hemen manşetlerde yer hazırlandı bir idam sehpası gibi. "Müjde ithal doktor geliyor, artık hastane kuyruklarında kimse beklemeyecek" Afrika'dan, Asya'dan ve bilimum 3 dünya ülkelerinden 5. sının sağlıkçılar dermen olacak memleketim insanına. Peki biz o zaman ne yaptık? Bir çoğu toplumun göbeğini kaşıdı, kimi de tın tın öten kafasını öne arkaya sallayarak onayladı bu durumu. Yurtsever azınlıksa cılız seslerle kendi yanlızlığına biraz daha gömüldüler.

Evet memleketini tutkuyla seven insanlar hapishanelerde, sürgünde, yurdışında kahroldular ve oluyorlar. yukardakiler ceplerini doldururken , imanı aşağıdakilere bıraktılar. Ağızlarına da sakız gibi çiğnesinler diye yapay gündemleri verdiler. Padişahım sen çok yaşa !!!

Toplumun her kesimine el atanlar, herkesle kavga edenler kadınları da hizaya getirmeyi ve bu yolla gündemide değiştirmeyi becerdiler. Şimdi de diyorlar ki "Her kürtaj bir Uluderedir". Kürtaj da sezeryan da zinhar günahtır.İnanılır gibi değil duyduklarımız. Ama biz inansak da inanmasak da bir tepki vermiyoruz. Tek yaptığımız üstümüzdeki ölü toprağı gibi kalın yorganı biraz daha başımıza çekmek."İyi geceler memleketim"

Kadın tecavüze bile uğrasa o çocuğu doğurmalıymış, gerekirse çocuğa devlet bakarmış. Biyolojik babanın suçunun cezası doğmamış çocuklara çektirilmezmiş. Bu nasıl bir düşünce tarzı. Nerde insanlık onuru, nerede ahlak, nerede gurur. O kadının yaşadıkları ne olacak. O çocuğun doğduktan sonra yurt köşelerinde yaşayacağı yalnızlığın ve sevgisizliğin hesabın kim verecek?  Bu karar kanunlaşırsa ülke sahipsiz çocuklar mezarlığına dönecek ama kimsenin umrunda değil. Çünkü onlar insan olarak değil "oy toplayacakları kelle" olarak görüyorlar insanları. Kadının başıyla, örtüsüyle uğraşmaları yetmedi sıra bel altına geldi. Artık bir ses vermeli karanlığa. Artık hiç olmazsa düşüncelerimizi yiğitçe açıklamalı ve hakkımızı gasbedenlere bir dur demeliyiz.

Yoksa, sırada doğmamış çocuklarımıza vereceğiniz isimler var haberiniz olsun, benim tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel memleketimin uyuyan insanları.